30 Ocak 2012 Pazartesi

Muhayyile

Bazı akşamlar, Beyoğlu'ndaki kafede görüyordum onu. Gümüşsuyu'nda bir seyahat acentasında çalışıyordu. Belki de sahibiydi. Garsonla yaptığı konuşmalardan çıkarmıştım bu bilgiyi.

Onunla hep mesai bitiminde rastgelmiştik. Kırklı yaşlarının sonlarındaydı. Onun varlığını fark etmemi sağlayan, her seferinde cam vitrinin önündeki sandalyede oturması ve kitap okumasıydı.

Son karşılaşmamızda ben ondan önce gelmiştim kafeye. Telaşlı bir şekilde girmişti içeri. Sanki birilerinden kaçıyordu. Yüzünde tedirgin bir ifade vardı. Garsonla muhabbeti koyulaştırmadan bir kahve söyledi. Elleriyle ceketinin ceplerini yokladı, telaşlı telaşlı etrafına bakındı. Birilerine yakalanmamak derdindeydi.