11 Aralık 2011 Pazar

Trakya erkeği

Trak askeri
Kemal Tahir'in hangi romanıydı, kahramanının adı neydi çıkaramadım ama romandaki arkeoloğa 'bugünü anlamak için kazı yaptığını' söyletiyordu. Google'da kitabı deli gibi aradım ama bulamadım, kusuruma bakmayınız.

National Geographic Türkiye'nin son sayısında, 'Savaşçı Traklar' adında bir makale yayınlandı. Makalede, atlı savaşçılarıyla ünlü Trak kavimleriyle ilgili tarihçi Herodot ve coğrafyacı Strobon'un aktardığı bilgilere yer verilmiş. Ayrıca Tekirdağ yakınlarında, Trak liman kenti Heraion Teikhos'ta devam eden kazılarla ilgili Prof. Dr. Neşe Atik'in de bir yazısı bulunuyor.

Ben de bugünümü anlamak, davranışlarımı, hayata bakışımı oluşturan nedenleri kavrayabilmek için makaleyi büyük bir heyecanla okuyorum. Dikkatimi çeken tespitlerden biri şöyle:

"Doğuma üzülüp, ölüme sevinen Traklar, Anadolu'da pek çok uygarlık kurmuş halklar arasında yüceltilen değerlerin pek çoğuna yabancıydı. Herodot'un aktardığına göre, tembelliği yüceltip, üretmeyi yeren Traklar, tembel olanı en üst düzeyde onurlandırır, tarlasına yapı yaptıranı aşağılardı. Savaş ve yağmadan yaşamak, en güzel yaşam biçimi olarak yüceltilirdi."


Gerçekten, Trakya topraklarında yetişmiş, oranın suyunu içmiş ortalama her Trakyalı tembel olur. Umursamazdır, hırslarına yenilmez. Zaten, çoğunun hırsı da yok denebilir. Kazı sonuçlarını irdelediğimde, yıllar içinde yağma ve savaşma tutkusunun da öldüğü sonucuna varıyorum. Hayattan keyif almayı bilirler ve buna oldukça düşkündürler. Çok sevdiğim tabirle, 'keyif pezevengi' olur hepsi. Herodot'un aşağıda yer alan cümlelerine göre, Trak erkekleri içkiye ve kadına düşkün olurlarmış.

"Trak erkeği öldüğünde eşleri arasında, erkeğin hangisini daha çok sevdiği hakkında tartışma çıkar. Bu tartışmaya ölenin arkadaşları da katılır. Ölen kişi tarafından en çok sevildiğine karar verilen kadın törenle eşinin mezarı başına götürülerek kendi akrabalarından biri tarafından öldürülür ve kocasıyla birlikte defnedilir. Hayatta kalan diğer kadınlar ise bu durumun büyük bir utanç nedeni olarak yorumlanmasından dolayı çok mutsuz olur."


Makalede bir de, Traklar'ın o dönem, Hintliler'den sonra dünyanın en büyük halkı olduğuyla ilgili bilgi var. Eğer bir önderin etrafında toplanabilseler ve birlik olsalardı, yenilmez bir güç olup dünyanın en kuvvetli halkı olabilecekleri konusunda Herodot'un tespiti yer alıyor.

Şu anda hangi Trakyalı'ya gidip sorsanız, aşağı yukarı, Trakyalılar'ın birbirini tutmadığı, desteklemediği ve özellikle gurbette yardımcı olmadığıyla ilgili şikayet dinlersiniz. Örneğin ben bugüne kadar İstanbul'da, Trakya'daki köylerle veya şehirlerle ilgili dayanışma derneğine hiç rastlamadım. Gerçi bunun olmaması benim için daha anlamlı çünkü İstanbul'a gelen her bireyin bir şekilde, kendi ayakları üzerinde durabildiğini gösteriyor.

Traklar, arkalarında kalıcı mimari eserler yerine tümülüs adı verilen dev yığma toprak mezarlar bırakmışlar. Bu tümülüslerde yapılan kazı çalışmaları, Trak kavimleriyle ilgili daha geniş bilgiler edinmemize imkan sağlayacak.

Kazılarda ortaya çıkan buluntular arttıkça, tümülüsünde yatan, içki ve kadın düşkünü, tembel Trak erkeği de, günümüz Trakya erkeğinin 'hanım köylü' halini görünce kemikleri sızlayacak.

3 yorum:

  1. Çok nefis bir post olmuş, eline sağlık:)

    YanıtlaSil
  2. sondan 5. paragraf gerçekse çok kötü bir durummuş :(

    YanıtlaSil
  3. Ben arkeolojinin yalancısıyım:)

    YanıtlaSil